Savaşta insan rakamdır… İhsan Hacıbektaşoğlu

Suriye’de iç savaş yedinci yılını geride bıraktı.

Ve savaş rakamlara indirgenerek anlatılıyor. 400 bin insan ölmüş, 1 milyon insan da sakat kalmış…

Buz gibi bir savaş açıklaması…

Sanki ölen insanların çok olması savaş baronları için önemliymiş gibi.

Şöyle bir geriye gidelim.

1937’de başlayıp 1945’te biten Japonya-Çin savaşında 16 milyon Çinli öldü. Japonya Çin’i işgal edip büyük bir emperyal güç olacaktı. Bu büyük ideal varken ölen Çinlilerin ne önemi vardı?

Hitler’in liderliğindeki Almanya, sadece Sovyetler Birliği’nde 30 milyon Sovyet vatandaşını katletti… Almanya tüm Sovyet topraklarını işgal ederek dünyanın efendisi olacaktı. Ne yüce bir ideal…

ABD’nin son 60 yılda dünya jandarması misyonuyla katlettiği insanların çetelesini kim tutabilir? Sadece Vietnam savaşında asker sivil 7 milyona yakın ölümden sözediliyor. Irak savaşında ise 2 milyona yakın Iraklı yaşamını kaybetti…

Ölüm ucuz…

İnanın emperyalizm için insanın zerre kadar değeri yoktur. Tarih buna dair sayısız örnek sunar. Aslolan sermayenin çıkarlarıdır. Sermaye düzeninin yaşaması için her yol mübahtır.

Biliyoruz ki sermaye büyümezse krize girer. Büyümesini sürdürmesi için ürettiklerini satması gerekir. Bu da yeni pazarları gerekli kılar. Yeni pazar elde etmek farklı sermaye çevrelerinin çıkarlarını kavgaya dönüştürür. Savaşlar işte buradan çıkar.

Şimdi devletler ne işe yarar sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim.

Bu sorunun tek yanıtı var. Devlet egemen sermaye sınıfının örgütlü gücüdür. Bu kadar basit. Kimse aksini iddia etmesin…

Gelelim tekrar günümüze. Suriye iç savaşı kan revan içinde devam ediyor.

Emperyal güçlerin hepsi rol çalma peşinde. İnsanlar ölüyor. Kimin umrunda… Suriye parçalanacak ve kaynakları paylaştırılacak. Burada durulacağını sanmak mankafa olmaktır.

Daha sonra sırada İran var.

Şimdiden İran’a dair hazırlıklar yapılıyor. Mesela ABD yönetimi dışişleri bakanını görevden alıyor. Yerine İran düşmanı bir bakan atıyor.

Bu savaş kolay bitmez. Uzun yıllar devam eder. Bu böyle biline…

Bilmemiz gereken şudur; savaşlar kaderimiz değildir…

Biz istemezsek savaşlar olmaz.

Yeter ki emperyalistlerin ve onların taşeronlarının oyunlarına gelmeyelim.

İşçi sınıfına ve emekçi halk çoğunluğuna dayalı yeni bir mücadele alanı açabilelim.

Bir fabrikada inecek savaş karşıtı şalter tüm oyunları bozar. Aksi halde ah ve vahla ömür tüketmeye devam ederiz.

Gerçek bu kadar çıplaktır…

Görebilene…